Lecture Series Does Not Exist

Var Olmayanın Bildirisi

Sahnenin zemini altında ne olduğunu merak ettiğimizde, bizim için artık çok geçti. Çoğu kimse, gösterilen gökteki hedeflere odaklanmışken biz yere bakmaya koyulmuştuk bile. Zemin, dağların zirvesindeki doğrulara çıkan ayak izleri ile dolu. Doğruya giden yol itinayla çizilmiş. Niyetimiz çizgileri takip etmek değildi; çünkü bizim merakımız zirvelerden çok temellerdeydi. Sahi nedir bu zirveleri bu kadar yücelten, kutsallaştıran?

Ellerimize tutuşturulmuş haritada doğrulanmış evrensel kavramlar var. Zirveler belli. Oynanan her senaryo, mizansende temel dekorlara dayandırılmış. Oyuna göre dekor belirlemenin aksine; dekora göre oyun oynanıyor. Kurallar belli. Çizgiyi aşmadıktan sonra tozlanmadan ulaşıyorsun özgürlüğüne. Yine de, çenemizden tutup başımızı zirvelere çevirenlere inat gözlerimiz en dipteki başlangıç noktasını arıyor.

Belki garipliğimiz, kelimelerden şüphe duymak, sözlük anlamları dahil. Kavramların kesin olan dayanaklarını sorgulamadan, onlarla yola çıkmaya hiç niyetimiz yok. Söylemlerin temeli çürük olduğunda, onların eşliğinde varılan noktada yoklukla karşılaşmak ve  bunun farkında bile olmamak olası.

Anlamı indirgeyerek taşıyan kelimeler üzerinden kurulacak her yolculuğun güvensiz/şuursuz olacağının iddiasındayız. Belirlenmiş bilgilere ulaşmak yerine; bilginin halihazırda doğru kabul edilen köklerini sorgulamaktan yanayız. Biz sorgulanmasına luzüm bile görülmeyen evrensel, bölünmez, müdahale edilemez kelimeleri deşince bu düzenlenmiş sahnenin temeline bir yol bulacağımıza inanıyoruz.  Sahi inanmak kelimesinden mi başlasak

Sendelersek, insanlık tarihinin büyük tecrübelerini önemsemiyor oluşumuzdan değil de; düşüncelerin, kelimelerin, niyetlerin, ideolojilerin zemini hakkındaki meraklarımızdandır, belki de zeminsizliği.

Günün birinde ayaklarımız hakiki zemine ulaşırsa; o zaman kendi kendimizi bile kandırma ihtimalimizden kurtulup gidilmesi gereken yöne doğru gideriz.

Kurgularda sayılarla en iyilerin ihtimalleri hesaplanırken, makalelerde kelimelerle kelimeler açıklanırken; biz kendimizi hayatın akışından çekip biraz düşüneceğiz.

Varsın yönetmenler bize “garip” desin.