Hadisler Işığında Zaman Yönetimi – Seyfettin Huca

Hadisler Işığında Zaman Yönetimi – Seyfettin Huca

Peygamber Efendimizin (sav) siyerini okuduğumuzda eğitim öğretimin bölümlendirilmiş bir faaliyet olmadığını görürüz. Bu ders için de sohbet demek daha doğru olur. Kur’an-ı Kerim’in üslubu da böyledir, sure bütünlüğünü bozmazsanız diğer surelerden bağımsız bir şeyler öğrenirsiniz. Aynı şey siyer için de geçerlidir.

“Zaman yönetimi” ifadesiyle zamanı verimli kullanmayı kastediyoruz. Zamanın kesin bir tanımını yapamamamızın yanı sıra zaman, kontrolümüz altında olan bir kavram da değildir.

Konunun mahiyetini hadislerle anlamaya çalışırsak; Peygamberimiz (sav): “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1) buyurmuştur. Burada “aldanmak”tan kasıt, biz insanların bu iki nimet hep elimizin altındaymış gibi yaşadığımız vurgusudur. Oysa sağlık her an değişebilir, boş vaktimiz olsa da her an bir meşguliyet durumu çıkabilir.

Bir başka hadiste Allah’ın Rasulu (sav) şöyle buyurmuştur: “Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini bilin: İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin,ölmeden önce hayatın.” (Buharî, Rikak, 3)

Araplar der ki vakit kılıç gibidir. Sen zamanı kesmezsen o seni keser. Vakit hayattır, nakit değildir. Bu konuda Kuran’da birçok hatırlatma var. Asr suresinde Allahu Teala asra yemin eder. Müfessirlerden bazısı “asr” kelimesinin “ömür”e karşılık geldiğini söyler. Daha birçok ayette geceye, sabaha, gündüze, kuşluk vaktine, yani günün her anına yeminler vardır. Buradan anlıyoruz ki gün kıymetlidir.

Meselemiz, zamanı yönetmek mi yoksa kendimizi yönetmek mi? Zamanı yönetemememizin sebebi kendimizle ilgili sorunlarımızdır. İlgilerimiz, zaaflarımız yüzünden ömrümüzü harcamıyor muyuz? Özetle, kendini yönetmeyi başarabilen zamanı da verimli kullanır.

Sorulması gereken diğer önemli sorular da şunlardır; zamana neden ihtiyacın var? Ne yapmak istiyorsun da zaman bulamıyorsun? Bu soruların cevaplarını düşünmek elzemdir. Nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. Gidecek yeri olmayan geminin rüzgara ihtiyacı olur mu? Yola çıkmayı bile istemeyene rüzgar neylesin?

Bu konuda, zamanı verimli kullanma kaygımız varsa “ne yapmak için zamana ihtiyacım var” sorusuna cevabımız olmalı. Amaç oyalanabilmekse, vakit bir şeyler yapsak da yapmasak da geçer. Can neden sıkılır? Çünkü eğer bahsedilen sorulara sağlıklı cevap veremiyorsa geçen zamanda oyalanacak iş bulmak ister.

Konunun dinimizdeki karşılığına bakarsak; “O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk Suresi, 2. Ayet)

Buradaki daha güzel ifadesi önemlidir. Ayet diyor ki hep daha güzelini yapmak için yani bir adım daha ilerlemek için yaratıldık. En iyisini, en güzelini demiyor. Her işte daha iyi olup ilerleyebilmektir mesele. Bunun için de bir derdiniz, davanız olmalı. Bunda ilerlemek olmalı amaç.

Hayatımızda şu kelimeler çokça yer etmeye başladı: Hız ve çok.
Son zamanlarda derdimiz az zamanda çok iş yapmak oldu. Şöyle bir hikaye anlatılır: Amerika’daki yerlilerin topraklarından edildiği zamanlarda, genç yerli ile yaşlı yerli demir yolu inşaatının önüne gelirler. Yaşlı olan merak edip bu yapının ne olduğunu, ne işe yaradığını sorar. Genç yerli demir yolu sayesinde normalde 1 ayda gidilen yolun 1 günde gidilebileceğini söyler. Bunun üzerine ihtiyar geriye kalan 29 günde ne yapılacağını sorar. Yani 29 günde yapacak bir şeyin yoksa demir yolunun sağladığı hız niye lazımdır sana?

Uzun lafın kısası burada can alıcı soru; az zamanda çok iş yapmak mı, yoksa doğru işlere yeteri kadar zaman ayırmak mı?

Ashab şöyle anlatır: Rasulullah Efendimizle (sav) beraber yolda yürüyorduk. Bir kadın önümüze geçti, Peygamberimizi (sav) durdurdu ve derdini anlatmaya başladı. Peygamberimizin (sav) sünneti, biri kendisiyle konuşurken ona tüm bedeniyle dönmesi ve onun sözünü kesmemesidir. Allah’ın Rasulü (sav) kadına doğru döndü ve onun ihtiyacını dinlemeye başladı. Kadın bir süre derdini anlattı, ki pek de önemli bir konu değildi. Allah Rasulü (sav) o bitirinceye kadar dinleyip, kadının ihtiyacının giderilmesi ile ilgili talimat verdi ve yolumuza öyle devam ettik.

Bu olay Medine döneminde geçer, aynı zamanda devlet başkanıdır Peygamberimiz (sav). Yani meşgul bir insan. Fakat zamanım yok diyerek kadını başından savmadığını ve onunla bizzat ilgilendiğini görüyoruz. Anlıyoruz ki kendisiyle konuşan kişiye kendisinin önemli olduğunu hissettirmek sünnettir.

Artık kitapların kıymetine bakmıyoruz, bu kitap sana ne kattı diye sormuyoruz. Kaç kitabın var diyoruz. Kemmiyet, yani nicelik, hayatımızı eline alıp götürüyor. Sayı çoğaldı mı kalite kaçınılmaz olarak düşer. Zamanımızı neye nasıl ayırdığımıza dikkat etmek gerekir.

Sonlandırırsak; hayatımızı geçirmeye değer bir işle meşgul olmamız lazım. Bir hadisinde Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: “Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.” (Tirmizî, Zühd 11). Problemimiz hayatı harcıyor olduğumuzun farkında olmamamızdır.

TAVSİYELER

  1. Zaaflarınızı tespit edin, teşhisi doğru yapılmayanın tedavisi zordur.
  2. Önemli şeyleri, vazgeçilmezleri belirleyin. Öncelik sırası oluşturun.
  3. Yapmak istediğiniz şeyleri doğru tespit edin, peşinden koştuğunuz şey buna değer mi sorusuna cevap arayın.
  4. Kendinizi birden değiştiremezsiniz. Değişmek zaman alır, insan denilen varlık yavaş değişir. Acele etmeyin, kendinize merhametli davranın.
  5. Karar verdiyseniz azimli olun.
  6. İyi işleri ertelemeyin. Rasulullah (sav) “sonra yaparım diyenler helak oldu” buyuruyor. Neyi sonradan yapanlar? Hayırlı işleri.