Ezan – Dursun Şahin


Ezan – Dursun ŞAHİN (Üsküdar Çinili Cami İmam Hatibi)

Hocamız kendini tanıtmakla başladı programa. 1980’de Trabzon Tonya’da dünyaya gelmiş. 1991’de Trabzon İHL sınavına girip kazanmış. Sonrasında İstanbul Üniversitesinde Kamu Yönetimi okumuş. 97’de imam hatip liseleri arası Kuran okuma yarışmasında 2. olmuş. Lise sonda ezan okuma yarışmasında Türkiye 1. si olmuş. Küçüklüğünden itibaren ezan dinlemeyi ve okumayı çok severmiş. Okuldan eve giderken yolda ezan okununca arkadaşları gitmesine rağmen durup müezzinin ezanını dinlermiş. Fırsat buldukça da camilerde ezanı o okurmuş her gittiği yerde. Sakarya’da görev yaparken il müftüsünün ezanını dinlemesiyle birlikte İHL’den de mezun olduğu için Diyanet İşleri Başkanlığına ataması yapılmış. Ağrı’daki 3 yıllık görev süresi içinde Bilecik’teki yarışmada Türkiye birincisi olmuş (2009). 2010’da İstanbul’a gelmesiyle görev yeri olarak Üsküdar’ı seçmiş, gerek Üsküdar’ın muhafazakar oluşu gerekse Musiki Cemiyetinin orada bulunmasından dolayı. 10 yıldır orada görev yapıyormuş.

Darü’l Feyzi Musiki Cemiyeti’nde 3 yıl “meşk etmiş”; yani ezan, Kuran, sala, mevlit okuma eğitimi almış. Ezanda iki tavır olduğunu öğreniyoruz hocamızdan; “İstanbul tavrı”nda ezan tek makamda okunurmuş, “Üsküdar tavrı”nda ise makamlar arası geçiş yapılıyormuş, mesela Segahtan Evçe veya Hüzzama…

Sabah ezanı Saba makamında okunurmuş. Ezan okunmadan önce kulak doldurmak için taksim yapılırmış, yani tabiri caizse mırıldanılırmış. Ve bize Sabadan Agaha, Acemaşirana, Hüseyniye geçiş yaparak tekrar Sabada bitireceği bir ezan dinletiyor hocamız güzel sesiyle.

Hocamız öğle ezanı Uşşak (Aşıklar) makamında okunur deyip “sol la la si do..” diyerek “Can-ı dilden aşıkam billahi Beytullah’a ben/Gör beni daim münacat eylerim Allah’a ben…” diyor  ve ezan okumaya başlıyor. Bu arada bize müezzinlerin, seslerini daha iyi duyurmak için ellerini mikrofon gibi kullanıp kulaklarının etrafında dolaştırdıklarını da söylemeyi unutmuyor. Hüseyniden Hicaza, Uşşaktan Saba makamına geçerek okuduğu bir ezan dinletiyor bizlere.

İkindi ezanı da ümmü’l-makam olan Rastta okunur deyip Suzinak ve Nihavente geçiş yaparak okuyor ezanı, tabi öncesinde şen yaparak yani sesini açarak. Bize aynı makamda güzel bir ilahi ve mevlitten bir bölüm de mırıldanıyor: “Gül yüzünü rüyamızda görelim ya Rasulallah…”ve “Amine Hatun Muhammed annesi…”

Akşam ezanı Segah makamında okunuyor. Arapçada adı “Şuul” diyor. “Talea’l-bedru aleyna…” ve ezan…

Yatsı ezanı Hicazda okunur diyor. “Ey rahmeti bol Padişah aman Allah … Cürmüm ile Mevlam geldim sana…”

Kulaklarımızın pasını silen hocamızı minnetle dinlemeye devam ediyoruz. Bize makamların Osmanlıdan kalan bir gelenek olduğunu, sabah ezanı okunurken insanları uykudan uyandırır gibi, yatsı okunurken uykuya hazırlar gibi bir melodisinin olduğunu söylüyor. Nasıl ortaya çıktığını merak ediyorsanız, darüşşifallarda hastalıkları tedavi için bu makamlar dinletilirmiş diyor. Mesela baş ağrısı için ney ile Hüzzam makamı, kanser için Nihavent yada Hicaz. Hocamız her makamın ezana uymadığını düşünmekle birlikte, yeni nesil makamlardan Nihavent ve Muhayyer Kürdiyi de tattırıyor sırasıyla: “Kimi dosta bende olur/Kimi nefse uyar kahrolur gider” ve “demedim mi demedim mi gönül sana söylemedim mi/ Bu bir demdir gelir geçer” eşliğinde.

Sala okunurken de makam uygulanırmış; perşembe akşamları, cuma ve cenazelerde Hüseyni ile okunurmuş sala acıklı olduğundan.

Hocamızın güzel anılarıyla sohbetimiz devam ediyor. İlber Ortaylı hocamızın salasını dinleyince ölünce salasını kendisinden okumasını rica ettiğini anlatıyor. Başka bir gün de Hollandalı bir grup okuduğu salayı duymuş, etkilenip sormuşlar ne olduğunu. Biri ölünce duyurmak, camiye çağırmak ve bu vesileyle Peygamber Efendimize (sav) salat etmek olduğunu öğrenince bir daha rica etmişler. Sonrasında ikisi İslam’ı kabul edip Müslüman olmuşlar elhamdülillah.

Ezanın da sanat olduğunu ve işini severek en iyi şekilde yapmaya çalıştığını tekrar hatırlatıyor bize hocamız. Bize de iki anahtar kelime bırakıyor: İşini sevmek ve iyi yapmak.

Çifte ezan soruluyor hocamıza. Koro gibi Hicaz makamında çeşitli nağmelerle karşılıklı ezan okumaktır diyor, Mihrimah-Cavide Sultan Camileri arasında okunur. Birbirlerini bastırmadan hoş bir hüner göstermektir, diyor.

Kur’an’da makamların uygulanmasının caizliği sorulunca, farklı görüşlerin olduğunu söylüyor. İmam Gazali’nin cevaz verdiğini, düz okumaktansa nağmeli okumanın daha çok beğenildiğini, tecvide dikkat ederek makamların uygulanabileceğini söylüyor.