Tez Sunumları: İran Dış Politikası: Bir Sosyalleşme Analizi – Oğuzhan İrgüren

Tez Sunumları 2 – Devrim Sonrası İran Dış Politikası (Bir Sosyalleşme Analizi)

Tezin Sorunsalı

-Devrim sonrası İran uluslararası sistemle ideolojik olarak mı yoksa pragmatist olarak mı hareket etti?

Bu konuda İran’ın diğer ülkelerle olan ilişkisi ve bu ilişkinin hangi kıstasla yönetileceği önemli bir husustu.

-Çok büyük iddialarla ortaya çıkan 1979 İran İslam Devrimi, iddiaları ile çıkarları çatışınca nasıl bir yol izledi?

Bu tezde Devrim’den başlanıp, 2016 Nükleer Anlaşma zamanına kadar İran dış politikasının izi sürülmeye çalışıldı.

Yöntem

1)Process training: Kritik olayları takip edip, süreçteki kırılmaları yakalamak.

2)Discourse Analysis: Sadece söylem, demeç veya ağızdan çıkan şey anlamına gelmez, dünyayı anlamlandıran, hareketlerimizin yönünü değiştiren her şeyi kapsar. Tezde çoğunlukla Humeyni’nin söylemleri üzerine ilerlense de anayasaya geçmiş devrimci ideolojinin diskuru da ele alındı.

Sosyalleşme Teorisi: Bireylerin içinde bulundukları mevcut değer, bilgi, norm veya davranış kalıplarını edindikleri süreç. Grup üyeleri tarafından gruba dahil olacaklar arasından yeni bir üye ortaya çıkarma sürecinin tamamı. Sosyalleşmenin kendisi. Kültür aktarımının temel motorudur sosyalleşme. Dışarıdan gelen özneyi grubun normlarına göre şekillendirmek sürecidir.

Uluslararası siyasette sosyalleşme: Uluslararası toplumda devletler kendi çıkar ve kimliklerini diğer devletlerle olan ilişkilerine göre tanımlar.  (kind of a norm diffusion)

Uluslararası siyasette sosyalleşme, kendi çevresinde var olan kurucu değerleri içselleştirme süreci olarak tanımlanabilir.

Bu konuda iki teori vardır:

Rasyonel Sosyalleşme: Bir devlet, bir norma göre hareket ettiği zaman bunu içselleştirmek zorunda değildir. Cost-benefit nedeniyle çıkarlarınıza göre hareket edebilirsiniz, bu içselleştirme anlamına gelmez. Norm fayda sağlıyorsa ona göre hareket edebilirler. Fakat bu da sosyalleşmenin içindedir. Normlar içselleştirilmeden de, çıkar ilişkisine göre seçilen normlarla sosyalleşme sürecine girilebilir iddiasındadır.

Constructivist Sosyalleşme: Temel motivasyon o normun meşru olmasıdır, doğru olan bu olduğu için davranışlarını değiştirir iddiasındadır. İçselleştirme olmadan sosyalleşme olamayacağını iddia eder.

Sosyalleşmenin zirve noktası: İçselleştirme

Devrimci ülkeler ve sosyalleşme: Özgürlüğünü yeni kazanmış bir ülke, yeni ortaya çıkmış bir devlet, daha önce tecrit olmuş bir ülke, BM, NATO vesaireye sonradan katılan, devrimci ülkeler gibi topluluklarda devrim gözlemlenir.

Devrimci ülkelerde gözlemlenenler:

  1. Keskin bir izolasyon
  2. Uluslararası toplumun düzenine karşı çıkma, değiştirme (Genelde tercih edilen budur, statükoyu korumak isteyen diğer toplumların tepkisini alır.)
  3. Toplumun kaidelerine biat eder.

*Battle of Valmy: 1789 Fransız Devrimi’nden sonra Fransızlar Prusya ve Avusturya’yı tehdit olarak görüp savaşa girdiler.

*Soğuk Savaş: Sovyet devriminden sonra, Sovyet Rusya ve Amerika’nın kendi arasındaki ideolojik çatışması sebebiyle ortaya çıktı.

Uzun süreli bir izolasyonun mümkün olmadığını yöneticiler bilir. Tecrit mümkün mü? Cenova’ya Lenin Çiçerin’i gönderdi, fakat düşünsel olarak düşmanlarıyla görüşmeye gönderdiğini biliyordu. Büyük laflar söylemekten çekinmesini istedi. İlişki içerisine girmek zorunda olduğunu biliyordu.

Teorinin Zaafları

-Antropomorfizm: İnsan olmayan bir varlığa, bu bağlamda devlete insanmış gibi davranılması.

-Aktör problemi: Sosyalleşen kim? Entelektüel, bürokrat, üst düzey yönetici?

-Pedagojik yaklaşım: Socializer ve socializee’nin arasındaki ilişki biçimi sorunlu, taklitçi bir özne bulunmakta (mesela, Batı’nın kendi norm ve değerlerini kazandırma amacıyla yol gösterici ebeveyn rolünü alması).

İran’ın İdeoloji Temelli Dış Politikası

Anayasanın 3. maddesi siyasetin temel çerçevesini çizer. Müslümanlara karşı kardeşlik ödevleri üstlenecek, siyaset İslam ölçülerine göre olacak…

  • Her türlü tahakkümün reddi
  • Bağımsızlık ve bütünlük korunması
  • Hegemon güç ile ortaklığa girmeden Müslümanların korunması
  • Diğer devletlerle ilişkiler
  1. Ne Doğu ne Batı politikası: Sadece İslam devleti vurgusu. Devrimden önce bile İran toprakları İngiltere ve Rusya tarafından satranç tahtası gibi kullanıldı. Rusya’yla yapılan anlaşmadan sonra, Herat bölgesinde İngilizlerle yapılan çatışmanın sonunda İngiltere ile anlaşma yapan İran, 1953 yılında petrollerini millileştirmeye çalıştı. Devrimden sonra ise bütün antlaşmaları iptal edip dünyaya karşı çıktığını duyurdu. Mevcut sisteme karşı itirazları bulunmayan devletlerin aksine hem tarafsız hem de itirazcı bir tavır alıyordu.

“Entellektüellerimiz hem Doğu’yu hem Batı’yı taklit etmeyi bırakıp İslam’a sarılmalıdır.” –Humeyni

2. Devrim İhracı

Bu dönemde Amerika en büyük müstekbir olarak görülürken, Avrupa’ya da en büyük ateist olarak bakılıyordu. Devrim ihracı (devrim değerlerini diğer ülkelere aktarmak) nasıl gerçekleştirilecek? Propaganda yoluyla, şiddet yoluyla. Sadece kendi sınırlarını korunmak değil, Allah’ın dininin egemenliğinin her yere taşınması konusunda kendini yükümlü gördü.

İran-Irak Savaşı: Irak’ın Şii nüfusu nedeniyle Irak’ta da devrim hareketleri oluştu, Saddam devrim hareketini durdurmaya çalışsa da sonunda İran topraklarını işgal etti. Sırf Saddam’ı devirmek ve orada bir İslam devleti kurmak adına İran’ın 6 yıl daha savaşması çok büyük kayıplara neden oldu.

BM bu işgalden ancak 6 gün sonra açıklama yaparken, Saddam’ın Kuveyt’i işgalinin hemen ertesi günü açıklama yapması İran’ın ne denli bir izolasyonun içinde olduğunun gösteriyor.

Hizbullah: İşgal sırasında Lübnan’da İsrail’e karşı savaştığını söyleyen Hizbullah’a İran tarafından 3000 devrim muhafızı gönderildi, ideolojik tutumun bir göstergesi olarak. Bu hamlenin sebepleri arasında, Hizbullah’ın Lübnan’ı İsrail’den temizlemek isteyen bir Şii örgütüne sahip olması, velayeti fakihin (Humeyni’nin geliştirmiş olduğu 12 imam Şiiliğinde gaipte olan imamın yerine onun yerine bakan bir devlet adamı olması) Hizbullah tarafından kabul edilmesi ve İran’ın Lübnan’da İslami devlet kurma isteği yer alır.

3. Muvacehe/ karşı koyma siyaseti: İsrail karşıtlığı

4. Nükleer İran

İran’ın İdeolojik Hamleleri

Salman Rüşdi olayı: Humeyni fetva yayınlayarak Şeytan Ayetleri kitabının yazarının öldürülmesini emrediliyor. Rüşdi İngiliz vatandaşı olduğundan İngiltere’yle ilişkileri kopacak duruma geliyor. Rasyonel bir hamle olduğu söylenemez. Bir devlet için kendi egemenlik haklarının ihlali çünkü.

Gorbaçov’a mektup: Sovyetlerin yıkılacağını, devamında başarının İslam’da olduğunu söyleyen, İslam’a çağıran tebliğ mektubu. Devrim ihracı için Humeyni tarafından bütün yolların kullanıldığını gösterir.

Bu ideolojik hamleler sosyalleşmenin bir süreci olabileceğinin göstergesi.

Devrimden sonra: Büyük şeytan Amerika olarak görülse de Amerika’yla bir araya gelinip antlaşma yapıldı. İran’a silah ambargosu koyan Amerika’nın bizzat İran’a silah satması ve onun da alması tavizin göstergesiydi. Humeyni olayın üstünü kapatsa da bu olayın gerçekleştiğini gizleyemedi.

Büyük pazarlık: Afganistan işgalinde Amerika’ya yardım edilmesi, İran’ın Amerika’ya teklif ettiği şeyler, devrim boyunca kazanmaya çalıştığı değerlerden vazgeçmesi anlamına geliyordu. Anlaşma şunları içeriyordu:

Demokratik yönetim

Hizbullah’ın silahsızlandırılması

Hamas gibi gruplara silah yardımında bulunulmaması

Amerika’ya tehdit oluşturulmaması

İsrail’de iki devlet projesinin onaylanması

Nükleer anlaşma: Bir şekilde diğerlerinin gözetimi altında olsa bile, kendisinin nükleer bir güç olduğunu kabul ettirdi. İdealize ettiği enerjiyi çiğnemesi taviz olsa bile kendini kabul ettirmesi karşı çıkışın başarılı olduğunu gösteriyor.

Devrimin tükenmesi: Rusya’nın Çeçenistan’da yapmış olduğu soykırımı iç işleri vakası olarak tanımladı, gündeme alınmasını reddetti. Rusya’yla olan çıkarlarını gözetirken Müslümanların soykırımını göz ardı etti.

Sonuç

Rasyonel sosyalleşme: Varlığına tehdit algılamadığı durumlarda değerlerine sarılarak dış siyasette hamleler yaptı, tam tersi durumlarda bu kimliği geride bırakmaktan çekinmedi. Yani rasyonel bir sosyalleşme sürecinin içerisinde.

Hatt-ı İmam: Amerikan Konsolosluğunu basan öğrenciler imamın yolundan gittiklerini iddia etmişlerdi. 79’dan beri İran’da Humeyni’nin etkisinin hâlâ sürdüğü iddia ediliyor. Hem ideolojik hem pragmatist davranabildi. Bunu ne mümkün kıldı?

Eğer İslam Devleti’nin sonucunda varlığını devam ettiremeceği bir sorunla karşılaşırsanız İslam hükümlerini askıya alabilirsiniz fetvası.

Her yapılan şey İslam Devleti’nin bekası olarak görülünce dini değerleri bile geride bırakabildi. Daha ulvi bir amaca hizmet ediyordu çünkü.

Ek Not: Kasım Süleymani olayı da aslında bu tezin iddiasını doğruluyor. İran’ın en büyük adamlarından birini öldüren Amerika’ya karşı pasif bir tepki gösterilmesinin nedeni İran’ın olası bir savaşı kaldıramayacağını çok iyi bilmesiydi. Yani ideolojisine ters düşse de çıkarlarını koruyarak İslam Devleti’nin bekası iddiasıyla ideolojisini geride bıraktı.