Platon: İnanmanın Sınırları ve Devrimin Sonsuzluğu – Kaan Atalay

Lecture Series #16 Aralık 2013 / New Hall 305

Antikiteden Post-Modern döneme uzanan felsefe dizisinde felsefi geleneği göz ardı etmeyip serüvenimize Platon ile başladık. Başlangıçta Platon’u seçmemizde ontolojiden epistemolojiye, etikten siyaset felsefesine uzanan düşünsel yelpaze ve birikimde bugüne kadar dile getirilen felsefenin gidişatı, sorunsalları ve tartışmaları önemli ölçüde belirleyici olmuştur.

Kaan Atalay Hocamız bizlere öncelikle Platon’un düşünsel iklimini şekillendiren faktörleri, seleflerin hangi sorunsallarla iştigal ettiklerini ve Antik Yunan’da niçin felsefenin etkin ve lüzumlu bir uğraş olduğunu anlattı. Böylece bağlamından kopuk, tarihsel saiklerden habersiz bir Platon okumasının pek de sağlıklı olmadığını anlamış olduk. İlaveten, gerekli arka plana sahip olduğumuzda felsefi etkinliğin sadece Eski Yunan ile sınırlandırılmaması gerektiğini, hatta filozofların kadim Doğu’ya, bilhassa İskenderiye’ye, yaptığı gezilerin heybelerini muhtelif ilimler ve deneyimlerle doldurduklarını öğrendik.

Doğru bilgiye ulaşmanın gerekliliğinin, doksanın insanı aldatışının, sınırlı ile sınırsız arasındaki gerilimin idrakinin insanı felsefeye sevk eden gereklilikler olduğunu öğrendik.

Her şeyden önemlisi, Kaan Atalay, felsefe metinlerin kılı kırk yararcasına ele alınmasına, siyak ve sibakının dikkate alınıp müellifin öğretisinin bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Sonuç olarak felsefenin aslında gerek sorunsallarıyla gerekse tartışmalarıyla kendi içinde bir bütünlük arz ettiğini, filozofların düşüncelerinin tam anlamıyla fehmedilebilmesi için halef ve seleflerinin neler söylediklerinin çok önemli olduğunu gördük. Konferansımız, bize Platon öncesi felsefi düşünüşü ve Platon’un getirdiği yenilikleri aktardı ve sonrası için tartışmanın hangi yörünge üzerinde ilerleyeceğinin en temel ipuçlarını verdi.